top of page

Kasım 2019: Atina Sokaklarındayız!

  • Yazarın fotoğrafı: Emre
    Emre
  • 7 Ara 2020
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 9 Ara 2020

2005 yılında yani 14 yaşında ilk olarak gitmek istediğim yerler listesini yapmıştım ve Atina'yı ilk sıraya yazmıştım. Tam 14 yıl sonra Atina'ya gittim. Bir de benim gözümden görün Atina'yı.




Atina yazısında işte şuraya gittik burası çok güzeldi gibi şeyleri yazmak istemiyorum. Size neler hissettim onlardan bahsetmek istiyorum.

Atina'ya klasik turist noktası gözüyle bakamadım. Orayı sanki hissetmeliyim gibi düşündüm. Sokaklarında dolaşırken gerçekten buraya ait miyim diye çok kez sordum kendime.

2017 yılında Barcelona'ya giderken daha önceden kaç Euroluk ev alırsam oturma izni verirler, çalışma koşulları neler, hayat pahalılığı ne durumda gibi araştırmalar yapmıştım. Barcelona sokaklarında gezerken adeta şu ev ne kadardır, bu muhit güzelmiş diyerek dolaşmıştım. Atina'da da aynısını yaşadım diyebilirim. Ama malum ekonomik durumlar bunu bir süre daha hayal olarak tutacak sanırım.


Bilerek Gitmedik Ama Çok Memnun Kaldık: Exarchia


Rezervasyon yaparken bizim için önemli kriterler, bir şehrin önemli noktalarına olan uzaklığı, evin genel durumu ve ulaşım noktalarına olan yakınlığıdır. Ben de rezervasyon için bakarken Exarchia (Eksarhiya diye okuyabilirsiniz) muhitinden çok güzel bir eve rezervasyon yaptım.

Beş kişilik bir arkadaş grubu olduğumuz için hepimize gani gani yeten odaları mükemmele yakın döşenmiş evin atmosferi zaten bizi bizden aldı. Ancak eve giderken mahalle biraz anarşik geldi. İlk gittiğimiz akşam karnımız aç olduğu için eşyalarımızı bırakıp hemen bir taverna tadında bir yer bulalım dedik. Sokağa kendimizi bir attık.


Atina'nın genel izleniminden biraz farklı sokakları, duvar yazıları, butik dükkanları ve oradaki ideolojiyi benimseyen mekanlarıyla tam bir anarşi ruhunu yaşıyordu.

Lütfen yanlış anlaşılmasın anarşi iyi ya da kötüdür diye demiyorum doğru kelimenin o olduğunu düşündüğüm için yazıyorum.


Oxo Nou, evimize 5 metre uzaklıkta mükemmel bir Yunan restoranıydı. Exarchia'da kalın ya da kalmayın. Lütfen oraya gidin.

Oxo Nou bizim hayatımızı kurtaran yer oldu. Sokağı turaladıktan sonra gerçekten evimize 5 metre uzaklıktaki Oxo Nou'ya oturduk. İkram olarak gelen Mastika'ları mı dersiniz, inanılmaz lezzetli mezeleri mi dersiniz, Uzo'nun verdiği çakırkeyiflikle arkada bize eşlik eden müziği mi dersiniz yoksa bizimle ilgilenen Dimitra'nın çılgınlığı mı dersiniz... 2 saat kadar oturduk hepsi bir paket halinde geldi.


Sokakta bir masa bulduk ve hemen beş kişi çöktük. Bu nasıl güzel ilgilenmedir. O kadar kalabalık mekanda Dimitra ah deli Dimitra gecemizi şenlendirdin. Bu kadar mı mükemmel bir misafirperversin sen. Getirdi Mastika'ları konuşturdu bizi.


Gecenin sonunda Türkiye'de yenilebilecek vejetaryen menüleri yazıyorduk kendisine. Sanki Yunanistan'la çok farklıymış gibi.




Biraz puslu ama verdiği mutluluğu her halinden belli olan Atina akşamından hepinize Γειά μας (Yamas!)


Oxo Nou Dışında Ne Yaptık?


Tabi ki bol bol gezdik. Parthenon'u, Akropolis'i, 1896'da ilk modern olimpiyatlara ev sahipliği yapan Panathinaiko Stadyumu, Akropolis Müzesi, Plaka, Ulusal Kütüphane ve tabi ki Ulusal Tarih Müzesi.


İşte burada biraz durmak istiyorum. Atina'da en ufak bir milliyetçi tavırla karşılaşılacak bir ortamda bile bulunmadık. Ta ki Ulusal Tarih Müzesi'ne girene kadar.


Müzede genellikle Türkiye ile olan münasebetlerine bir hayli yer vermişler ve bunu verirken de haliyle biraz milliyetçi bir üslupla aktarmışlar bilgileri. Kurtuluş Savaşı zamanında Türklerden aldığımız ganimetler diye bir bölüm vardı mesela üç bayrak bir dürbün vardı. Ganimet olduğuna emin misiniz? Bizimkiler düşürmüş olabilir mi? minvalinde sorular aklıma gelmedi değil. Neyseki içimdeki küçük milliyetçiye bir sus deyip yoluma devam ederken bir de ne göreyim?


Sevr Antlaşması'nın bir zafer gibi gösterildiği ve bunun bildirgesinin de dönemin Yunan Hukümeti'ne yapıldığı orijinal belgeyi gördüm. Aşağıdaki metinde ne yazıyor bilmiyorum ama İngilizce açıklamasında Sevr zaferi gibi bir ifade vardı. Sizler için o metni de burada paylaşıyorum. Ama metinde Sevr ifadesi yok fakat 1918 yılına ait olması yeterli sanırım.


Milliyetçiliğimi Eurovision ve voleybol karşılaşmaları harici bir yerde göstermeyi sevmeyen birisi olarak Ulusal Tarih Müzesi notlarımı da bu şekilde iletiyorum. Şakası bir yana bir de tarihin nasıl anlatıldığını onların dilinden görmek keyif vericiydi. Her şey yazılı her şey kayıt altında olmalıymış dedik.


Atina Pahalı mı?


Atina asla pahalı bir şehir değil. En fazla ücreti 3 günlük metro tren biletine verdik. Oxo Nou'da o kadar yemeye içmeye kişi başı 8€ verdik. Plaka'da oturduğumuz tavernada "Happy Hour'da" tanesi 1.5€'dan kaç bira içtik bilmiyorum.

Bu arada Akropolis'e giriş Kasım, Nisan arası her ayın ilk Pazar günü ücretsiz. Her yere metroyla çok rahat ulaşabiliyorsun.

Market alışverişi yapıp yanlış hatırlamıyorsam iki sabah kahvaltımızı evde yapmıştık. Kişi başı 4€ gibi bir rakama denk gelmişti ve kahvaltımız bayağı sağlamdı.


Ben Artık Bitireyim


Yazımda bazen birinci tekil şahıs kullansam da biz beş kişi gittik. Zordur aslında kalabalık gidip de eğlenip geri gelmesi. Ancak biz başardık. Ara ara kuruş hesabına girmiş bir şekilde kendimizi bulsak da aşırı gezmekten şikayetçi olsam da Atina sevdiklerinle güzelmiş. Tıpkı her yerin olduğu gibi.




Atina'da da iş telefonu gelir mi? İnsanın içinden α σιχτίρ diyesi gelebilir ancak diyemiyor. Neyse sefamız olsun.


Pandemi tez elden bittikten sonra, gezdiğiniz gördüğünüz, deneyimlediğiniz çok olsun. Şimdilik eski gezileri anmaya devam.


Sıradaki yeni yazıda görüşmek üzere.

Comments


bottom of page